Kanuni Sultan Süleyman ve Meşhur Sözleri

| 30 Mayıs 2012 Yorum yapma kapalı Facebook'ta Paylaş

 

 

Kanuni Sultan Süleyman’ın Sözü
Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi.
Olmaya devlet cihanda, bir nefes sıhhat gibi.
Saltanat dedikleri bir cihân kavgasıdır.
Olmaya baht ü saadet dünyada vahdet gibi.

Kanuni Sultan Süleyman çok büyük bir padişah olduğunu sadece sahip olduğu güce değil aynı zamanda zekasına da borçludur. Çünkü Kanuni Sultan Süleyman kıvrak zekası ile neler yapabileceğini ıspatlamıştır.Nitekim Kanuni Sultan Süleyman‘ın söylediği sözlerde bunları ıspatlamaktadır.

Bana dildârın cefâsı hoş gelir
Nitekim gayre vefâsı hoş gelir

Derdi ile hoş geçer dil dilberin
Derd sanma kim devâsı hoş gelir

Zahm-ı peykânı kızıl güldür bana
Bülbülüm hâr-ı belâsı hoş gelir

Yâreme merhem durur çün zahm-ı dost
Cânıma tîr-i belâsı hoş gelir

Ey Muhibbî âleme şâh olmadan
Dilberin olmak gedâsı hoş gelir

Pâdişâh-ı aşkam u dil defter u dîvân bana
Derd u mihnet sözlerin yazdum yeter unvân bana

İnlerem tanbûr-veş bagrum delindi ney gibi
Bezm-i gamda mesken oldı kûşe-i hicran bana

 

Kanuni Sultan Süleyman Sözleri, kanuni sultan süleyman sözleri anlamları

Buseye bir cân nedür bin cân virürdüm cân ile
Yarım ağız buse ikrar eylese yârum bana

Öldürür gerçi ki gamzen âşıka virmez amân
Leblerün Îsî-nefes her lahza virür cân bana

Yanayum pervâne veş şem-i cemâli nûrına
Şem-i hüsne çün Muhibbi didi dilber yan bana

Nitekim Kanuni Sultan Süleyman‘ın söylediği sözlerde bunları ıspatlamaktadır.

Cânı mı var kimsenün eyleye cânân ile bahs
Bendeye lâyık mıdur kim ide sultân ile bahs

İtdügi cevr ü cefâ bana vefadan yeg gelür
Kıymet-i derdi bilen ider mi dermân ile bahs

Ben de yakdum meclis-i gamda bu gönlüm şemini
Eyledüm tâ subha dek şem-i şebistân ile bahs

Ruhlarını bâg-arâ gördükde didüm misli yok
Oldı mülzem itdügümde ben gülistân ile bahs

Şir-i pür-sûzun görüp tahsîn ide Husrev dahi
Ey Muhibbî eyle şimdengirü Selmân ile bahs

Çünkü Kanuni Sultan Süleyman kıvrak zekası ile neler yapabileceğini ıspatlamıştır.

Benim birlikte olduğum, sevgilim, parıldayan ayım,
Can dostum, en yakınım, güzellerin şahı sultanım.

Hayatımın, yaşamımın sebebi Cennetim, Kevser şarabım
Baharım, sevincim, günlerimin anlamı, gönlüme nakşolmuş resim gibi sevgilim, benim gülen gülüm,

Sevinç kaynağım, içkimdeki lezzet, eğlenceli meclisim, nurlu parlak ışığım, meşalem.
Turuncum, narım, narencim, benim gecelerimin, visal odamın aydınlığı,

Nebatım, şekerim, hazinem, cihanda hiç örselenmemiş, el değmemiş sevgilim.
Gönlümdeki Mısırın Sultanı, Hazret-i Yusufum, varlığımın anlamı,

İstanbulum, Karamanım, Bütün Anadolu ve Rum ülkesindeki diyara bedel sevgilim.
Değerli lal madeninin çıktığı yer olan Bedahşanım ve Kıpçağım, Bağdadım, Horasanım.

Güzel saçlım, yay kaşlım, gözleri ışıl ışıl fitneler koparan sevgilim, hastayım!
Eğer ölürsem benim vebalim senin boynunadır, çünkü bana eza ederek kanıma sen girdin, bana imdad et, ey Müslüman olmayan güzel sevgilim.

Kapında, devamlı olarak seni medhederim, seni överim, sanki hep seni öğmek için görevlendirilmiş gibiyim.
Yüreğim gam ile, gözlerim yaşlarla dolu, ben Muhibbiyim, sevgi adamıyım, bana bir şeyler oldu, sarhoş gibiyim. Bir hoş hale geldim

Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi.
Olmaya devlet cihanda, bir nefes sıhhat gibi.
Saltanat dedikleri bir cihân kavgasıdır.
Olmaya baht ü saadet dünyada vahdet gibi

 

Kanuni Sultan Süleyman Sözleri, kanuni sultan süleyman sözleri anlamları

Kılıcın yapamadığını adalet yapar.

Dünya bir hayaldir.

Dünya kimseye payidar değildir.

Eğer ben padişahım diye benim lehimde bir karar verseydin, seni bu kılıcımla öldürürdüm. (Aleyhinde karar veren kadıya)

Dünya ne kadar küçük.. (haritayı ikiye bölerek) Biz Doğu tarafını elimizde tutacağız.

Ben ölünce bir elimi tabutumun dışına atın. İnsanlar görsünler ki padişah olan Kanuni bu dünyadan eli boş gitmiştir.

Bre Hayrettin bir kulun ömrüne bu kadar az zamanda bu kadar çok fütuhat düşmez. Siz in misiniz yoksa cin misiniz? Bana ister manzum ister mensur bir eser yaz ben de haine-i amiremde saklayayım ki bizden sonra gelecek nesillere ibret ve ders olsun. (Barbaros Hayreddin Paşa’ya Gazavat-ı Hayrettin Paşa’yı yazdırmak için fermanı)

Devlet adalet üzerine inşa edilir.

Bir sapkın Divanımıza gelir ve Peygamberimiz hazretlerinin yüksek fanına gölge düşürür, saçma sapan konuşmaya cürret eder ve saçmaladığı delillerle isbat edilip susturulamaz, çıkar gider. Buna sebep nedir?

Mevkiler önce Allah’a sonra Devlet-i Aliyye’ye karşı sorumluluktur.

Halk içinde devlet kadar itibarlı bir başka şey yoktur ama, dünyada bir nefeslik sıhhat gibi saadet ve zenginlik olmaz.

Bre Hasancan, devletin işi görmezden gelmek değildir. Elbet zulmedenler saptanıp cezasını çekecektir.

Altın ver, altın ver ki görsünler hazinenin kudretini.

Denizde savaşmadan, karada fetih olmaz.

Dostum; ben gönlümü senden yana yolladım, onun bir daha benden yana gelmesi mümkün değil.

Bu ne güzellik, bu ne yüz, bu ne kokudur? Aklım saçının kokusuyla doludur, Muhibbi (Kanuni) ansızın divane oldu, bu ne aşk, bu ne dert, bu ne huydur? (Hürrem Sultan’a atıf şiirlerinden biri)

Bu, harp demektir! Biz hakareti sineye çekecek kudretsizlerden, tabansızlardan değiliz. Tez zafer hazırlıkları tamamlansın. Belgrad Kapısı’nı kırmaya andımız vardır.

Kafirin tedbiri bizi yolumuzdan çeviremez. Rodos illa alınacaktır. Yiğitlik bu mudur? Niçin gayret göstermezsiniz? Rodos şiddetli topçu ateşi ve hücumlarımız karşısında hala ayakta sallanıyor da neden bir türlü düşmüyor?

İçime kibir girdi. (Mohaç Savaşı sonrası söylediği rivayet olunur)

Onlar (Fatih Sultan Mehmed ve devlet erkanı) İstanbul’u fetheylemek gibi büyük bir erdeme ulaştılar. Onları kendimizle bir tutamayız.

Hiçbir şeyi ben yaptım deme. Ele geçirdiğin tüm kaleler, kazandığın tüm başarılar Allah’ın bir lütfudur.

Hayreddin! Seni Fransızlara yardım etmek ve İspanya üzerine yüklenmek üzere başkomutan yapıyorum. Bu seferki vazifen çok ağırdır. Çünkü Fransızlardan başka Akdeniz’de kimlerin donanması varsa, onlara meydan okuyacaksın. Kapıkulundan gerekli sayıda tüfekçiden başka, sana istediğin kuvvetleri de vereceğim.

Ey Fransa Kralı Fransuva! Sefir-i Kebirimden aldığım mazhara göre haberim oldu ki, memleketinde dans namında Ala Mele-İnnas Fuhşiyyat ve Lubiyat yapıyormuşsun. İş bu Name-i Humayunumun eline vusulünden itibaren bu rezalete son vermediğin takdirde, Ordu-yu Humayunumla gelip seni kahretmeye muktedir olurum.

Dünyanın efendisi ben değil, reayadır ki, ziraat ve çiftçilik emrinde huzur ve rahatı terk ile iktisap ettikleri nimetle bizleri yaşatırlar.

KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN VE KARINCA

İstanbul da Güneşli bir Günün Sabahında Topkapı sarayının avlusunda bulunan Has Odanın kapısı açıldı.Uzun boylu genç bir adam arka bahçeye doğru ilerliyordu.Bu kişi avrupayı titreten koca Akdenizi hakimiyet altına alan Osm Devletinin kuvvetli hükümdarı Kanuni Sultan Süleymandan başkası değildi.Devlet işlerinden vakit buldukça soluklanmak için arka bahçeye çıkar; ağaçları kuşları denizi seyrederdi.
O gün deniz ağaçlar bir başka güzeldi, yalnız ağaçlardan bir kaç tanesinin yapraklarının buruştuğunu farketti. Hemen yanına yaklaştı ve eliyle ve eliyle tutup incelemeye başladı.Biraz sonra ağaçların neden buruştuğunu anlamıştı.Karıncalar salmıştı o güzelim dallarını Aklına bir çözüm yolu gelmişti.Ağaçları ilaçlatacaktı böylaca ağaçlar karıncalardan kurtulacak ve rahat bir nefes alacaktı.Fakat birkaç dakika düşününce bu fikrin o kadarda iyi olmadığını anladı. Karıncalarda can taşıyordu,ağaçları ilaçlatırsa onlar ölebilirdi. İşin içinden çıkamayacağını anlayan Kanuni, bu konuyu danışmak için hocası Ebussuud Efendiyi aramaya koyuldu. Hocasının odasına gitti. ama hocası odada yoktu. Heme oracıkta bulduğu kağıt parçasına kafasına takılan soruyu edebi bir dille yazdı ve hocasının rahlesinin üzerine bıraktı.
Birkaç saat sonra hocası odasına gelmiş ve rahlenin üzerinde el yazısı ile yazılmılş olan kağıdı görmüştü. Eline hat kalemini alan Ebusuud efendi talebesinin soruyu yazdığı kağıdın altına birşeyler yazdı ve kağıdı rahleye bıraktı.
Kanuni bir ara tekrar hocasını odasına uğradı.Hocası yerinde yoktu; ama rahlenin üzerine bırakmış olduğu kağıdın üzerine kendi yazısı dışında birşeylerin daha yazılmış olduğunu gördü. Merakla eline kağıdı eline aldı ve okumaya başladı. Yazıyı okuyunca yüzünde bir tebessüm belirdi. kağıdın üst kısmında Kanuninin hocasına yazdığı sual vardı. Kanuni şöyle yazıyordu hocasına 

Meyve ağaçlarını sarınca Karınca
Günah varmı Karıncayı Kırınca?
Hocası Ebussuud soruyu şöyle cevaplıyordu.
Yarın Hakkın Divanına Varınca
Süleymandan hakkını alır karınca.

*

Fatih Sultan Mehmed Han Belgeseli

Doğuştan lider, Peygamber efendimizin “O ne güzel insandır” dediği, Avrupalıların “Büyük kartal” dediği, padişahlar padişahı, liderler lideri, adiller adili, büyük deha, büyük alim, çağ açıp cağ kapatan, cesur, mert, yürekli, devlet sistemi bugün bir çok Avrupalı devlet tarafından kullanılan dünyanın gördüğü en büyük lider.

http://www.youtube.com/watch?v=vswa_Rygc2Q

*

Kanuni Sultan Süleyman Han (Osmanlı Sultani)

Osmanlı Devleti’nin onuncu sultânı ve İslâm halifelerinin yetmiş beşincisi. Babası Yavuz Sultan Selim Han, annesi Aişe Hafsa Sultan olup, Kanuni lakabıyla meşhur oldu. Avrupalılar Büyük Türk ve Muhteşem Süleyman lakaplarını verdiler.

http://www.youtube.com/watch?v=WNeFQLZ01Q4

*

Doguştan lider olan Fatih, İstanbul’un fethinden sonra bütün mahkumları serbest bıraktırmıştı. Fakat bu mahkumların içinden iki papaz zindandan çıkmak istemediklerini söyleyerek dışarı çıkmadılar. Papazlar Bizans imparatorunun halka yaptığı zulüm ve işkence karşısında ona adalet tavsiye ettikleri için hapse atılmışlardı. Onlar da bir daha hapisten çıkmamaya yemin etmişlerdi. Durum Sultan Fatih’e bildiriliyor ve iki papaz Sultan Han’ınkarşısına çıkarılıyor..
Devamında Fatih Sultan Mehmed ile aralarında geçen konusma sonunda tüm memleketi gezmeleri ve ülkenin akibetinin ne durumda oldugunun bilgisini kendisine ulaştırmalarını istiyor…

http://www.youtube.com/watch?v=cwWNvGkzaUE&feature=related

*

Yıl 1280 Anadoluda Bizans Hakimiyetindeki Marmara Bölgesi
Bursa, Harmankaya, Yarhisar, Karacahisar ve Oteki Tekfurluklar
Bu Kalelerin Aralarında Bizans Köyleri ve Türkmen Aşiretleri Var…

Bölgedeki Aşiretlerden Biride Oğuz Boyundan Kayı’dır..

Yedi Kıtada Altı Yüzyıl Adaletle Hüküm Sürmüş Büyük Osmanlı Devleti’nin Kuruluş Dönemini Gerçek Olaylardan Alıntılarla Anlatan Tarihi Bir Film..

Trt’nin En Güzel Yapıtlarından Biri
Eser & Senaryo – Tarık Buğra
Yönetmen – Yücel Çakmaklı

1299 KURULUŞ

http://www.youtube.com/watch?v=XQ7S3SN0bSI&feature=related

*

Osmanlı Sultanları – Muhteşem Altı Yüz Yıl

http://www.youtube.com/watch?v=jIFVfAY1rgc&feature=related

1. Osman Gazi (I. Osman) (1281–1326)
2. Orhan Gazi (I. Orhan) (1326–1359)
3. I. Murat (1359–1389)
4. Yıldırım Bayezit (I. Bayezit) (1389–1402)
Fetret devri (1402–1413)
5. I. Mehmet (1413–1421)
6. II. Murat (1421–1444) (1445–1451)
7. Fatih Sultan Mehmet (II. Mehmet) (1444–1445, 1451–1481)
8. II. Bayezit (1481–1512)
9. Yavuz Sultan Selim (I. Selim)(1512–1520)
10. Kanuni Sultan Süleyman (I. Süleyman)(1520–1566)
11. II. Selim (Sarı Selim) (1566–1574)
12. III. Murat (1574–1595)
13. III. Mehmet (1595–1603)
14. I. Ahmet (1603–1617)
15. I. Mustafa (1617–1618)
16. Genç Osman (II. Osman) (1618–1622)
17. I. Mustafa (1622–1623)
18. IV. Murat (1623–1640)
19. I. İbrahim (1640–1648)
20. IV. Mehmet (1648–1687)
21. II. Süleyman (1687–1691)
22. II. Ahmet (1691–1695)
23. II. Mustafa (1695–1703)
24. III. Ahmet (1703–1730)
25. I. Mahmut (1730–1754)
26. II. Osman (1754–1757)
27. I. Mustafa (1757–1774)
28. I. Abdülhamid (1774–1789)
29. III. Selim (1789–1808)
30. IV. Mustafa (1808–1808)
31. II.Mahmut (1808–1839)
32. I. Abdülmecit (1839–1861)
33. I. Abdülaziz (1861–1876)
34. V. Murat (1876)
35. II. Abdülhamid (1876–1909)
36. Mehmet (Sultan Reşat) (1909–1918)
37. Vahdettin (VI. Mehmet) (1918–1922)

*

36 Osmanlı Padişahları ve Özellikleri

http://www.youtube.com/watch?v=c3JcwinhH04&feature=related


 



Yorum Yapmak Kapalı